|
|
|
|
|
1757’de
devlet, Çapanoğlu Ahmet Ağa’yı zulümlerine son vermemesi
durumunda malikanesinin elinde alınacağını
bildirmiştir.Ahmet Ağa 1761’de Sivas Valiliğinin, İstanbul
Hükümetince verilmesini sağlamıştır. Bu başarısının
verdiği cesaretle Maraş Valiliği’ne de göz dikince hakkında
idam fermanı yayınlanmıştır. Ahmet Ağa’nın 1765’de idamından
sonra Çapanoğlu Mustafa Bey’in BOZOK Sancağı Mütesellimi
oluncaya kadar Çapanoğulları Yozgat ve yöresindeki
etkinliklerini yitirmişlerdir. 1768’de mütesellim olan
Mustafa Bey, merkezle iyi geçinmeye çalışarak, yapılan
savaşlar sırasında devlete asker ve malzeme yardımında
bulunmuştur. Çapanoğulları 1772’den sonra Yozgat ve
yöresinde yeniden söz sahibi olmaya başlamış, çevredeki
diğer ayanlarla mücadeleye başlamışlardır., 1782’de
hizmetçileri tarafından öldürülünce, BOZOK Sancağı
Mütesellimliği kardeşi Süleyman Bey’e verildi. Osmanlı
Padişahları 1. Abdulhamit ve 3. Selim ile iyi ilişkiler
kuran Süleyman Bey, 1783’de Çankırı Sancağı
Mutasarrıflığı’nı da almıştır. Nizam-ı Cedid Ordusu’nun
kurulmasını destekleyen Süleyman Bey, Caniklioğulları ile
üstünlük mücadelesini sürdürmüş, 3. Selim’in tahttan
indirilmesiyle durumu sarsılmış ise de, Alemdar Mustafa
Paşa’nın, 3. Selim’in yerine geçen 4. Mustafa’yı tahttan
indirmesiyle eski konumunu yeniden kazanmıştır. Süleyman
Bey, 1808’de İstanbul’da toplanan ayan arasında yer alarak,
Sened-i İttifak’ı imzaladı ve Sekban-ı Cedid askerini kendi
hakimiyet bölgesinde örgütlenmeye başlamıştır. Süleyman
Bey, 1813’te öldüğünde güçleri doruğa ulaşmış olan
Çapanoğulları, kendilerine mukataa olarak verilen; BOZOK,
Amasya, Şarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maraş, Antep,
Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereğlisi, Niğde,
Nevşehir, Kırşehir ve Ankara’da büyük bir nüfuza sahip
olmuşlardır. Çapanoğulları’ndan Mehmet Celaleddin Paşa,
1842-1846’da kısa sürelerle BOZOK ve Kayseri
Kaymakamlığına atanmıştır.1849’dan sonra yönetim
kademelerinden iyice uzaklaştırılan Çapanoğulları, büyük
servetleri sayesinde,özellikle ekonomik alandaki güçlerini
XX. yüzyılın başlarına kadar sürdürmüşlerdir. Yozgat,
ülkemizin, mütareke ve milli mücadele yıllarında adını
önemle duyuran iller arasında yer almaktadır. Yozgat (Bozok)
bu dönemde, yabancı güçlerin işgaline uğramamasına rağmen
tanık olduğu ve Kuva-yı Milliye’yi hayli zor durumda
bırakan bir isyan nedeni ile ön plana çıkmıştır. Yozgat,
Kurtuluş Savaşı’nda merkezi Ankara’da bulunan 20.
Kolordu’nun denetimi altında bulunmaktaydı. Gerek
Yozgat’ın yeni Mutasarrıfı Necip Bey, gerekse Ankara Valisi
Muhittin Paşa’nın Kuva-yı Milliye hareketi karşısındaki
olumsuz tutumları ve engellemeleri nedeniyle, Sivas Kongresi
günlerine kadar Yozgat’ta direnişle ilgili önlemli bir
gelişme olmamıştır. Ancak, Muhittin Paşa’nın 19 Eylül
1919’da Kuva-yi Milliye’ce tutuklanması Necip Bey’in de 20
Ekim 1919’da Heyet-i Temsiliye’nin isteği üzerine görevden
alınmasıyla bu durum değişmiştir. Anadolu’nun her yanında
olduğu gibi, Yozgat’ta da Milli Mücadele’ye yönelik
örgütlenmeye gidilmiştir. Kurulan Anadolu ve Rumeli
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Yozgat Şubesi’nin başına
Başçavuşzade Ahmet Efendi getirilmiştir. Şubenin diğer
Yönetim Kurulu üyeleri arasında Müftü Hulusi Efendi,
Çapanoğlu Edip ve Celal Bey’ler de yer almışlardır. Ancak,
yönetim kurulunun kendi içerisinde bir beraberlik
oluşturamadığından dolayı, yönetim kurulu üyeleri özellikle
de Mehmet Hulusi Efendi’yle Celal ve Edip Bey’ler arasındaki
sürtüşme Milli Mücadele’nin yazgısını etkileyecek ölçüde
sonuçlar doğuran “Çapanoğlu İsyanı”nın da nedenlerinden
birisini oluşturmuştur.
Geri
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|