|
Yozgat'ta
eski yaygınlığını yitirmiş olmakla birlikte dokumacılık,
örücülük gibi el sanatları, günümüzde de
sürdürülmektedir. Kilim, halı, bez başlıca dokuma
türleridir. Ancak bunlarda özgün süslemelerden veya
dokuma tekniklerinden söz edilemez. Halılar Kayseri
halılarım, kilimlerde Şarkışla kilimlerini andırır.
Geometrik motiflerle stilize bitki ve hayvan motifleri
yaygın süslemelerdir. Dokumacılıkta bordo, lacivert ve
yeşil renkler egemendir.
Gümüş
İşlemeciliği:
Gümüş
işlemeciliği ile ilgili olarak Yozgat’ta bu işle uğraşan
birkaç kişi bulunmaktadır. Şu anda çevre illerden hazır
yapılmış olarak getirilen gümüş 25-30 yıl öncesinde
ustalar tarafından gümüş külçeler veya Osmanlı sikkeleri
potalarda eritilip istenilen şekilde işlenip piyasaya
sürülürdü. El işlemeciliğinde genellikle kolye, bilezik
,künye,küpe, kapı kolları ,kapı tokmakları v.b. gibi
eşyalar yapılırdı. Özel siparişler de dikkate alınıp
ustanın elinde şekil bulurdu.

Bakır
İşlemeciliği:
25-30
yıl öncesinde Tol çarşı içinde bakırcılar bulunmaktaydı.
Ancak bugün için birkaç kişiyi geçmeyen bakırcılık
unutulmaya yüz tutmuştur. Bakır işlemeciliğinde de
gümüşte olduğu gibi şu anda işlenmiş ve yapılmış
olarak gelen hazır kaplar veya eşyaların satışı
yapılmaktadır. Daha önceki yıllarda çarşıya plakalar
halinde gelen bakır malzeme ustalar tarafından istenilen
veya ihtiyaç duyulan mutfak veya vesair eşyalara
dönüştürülürdü. (Helke, kazan, tas, tepsi, leğen, sahan,
sini v.b.) Bakır levhalar istenilen eşyanın büyüklüğüne
göre kesilip önceleri ayakla çalıştırılan ve daha
sonraları motorlu olanları çıkan körüklerin kor hale
gelen ateşte iyice ısıtılıp tokmaklarla örs üzerinde
dövülerek istenilen hale getirilirdi.
Kalaycılık:
Bakır
mutfak eşyalarının kullanıldığı dönemlerde revaçta bir
meslek olan kalaycılık da ugün kaybolmaya yüz tutmuş
meslekler arasında yer almaktadır. Nişadır ve kalay
malzemesi ile yapılın kalay işi çok basit bir yöntemle
yapılmaktadır. Kalaylanacak kap bir kıskaçla tutulup
körüğün korladığı ateşte iyice ısıtılır. Isınmış olan
kap kenara çekilir ve içine önce nişadır arkasından
kalay malzemesi atılıp bir pamukla sıcaktan hemen eriyen
kalay bütün kabın içine iyice sürülür. İşlem
tamamlandığı zaman beyaz ve parlak bir görünüm alan kap
istenildiği zaman kullanılabilir hale gelir.
Bıçakçılık:
40-50
yıl önce kamyon makaslarından bıçak yapılırdı. Şimdi ise
hazır getirilen çelik malzemeden bıçak yapılmaktadır.
İstenilen ebattaki çelikler körüğün korladığı ateşte
iyice dövülerek istenilen şekle sokulur. Ağız inceliği
sağlanan çelik keskin hale getirilmek üzere çark’a
verilir. İncelip tesfiye işi biten çelik’e su yağ ile
birlikte verilir. Çelik çok sertleşirse suyu yeniden
alınır. Bıçak ustalığındaki maharet çeliğe su vermekte
bulunur. Bıçak için yapılacak olan saplar ya ağaçtan
(gürgen,ceviz) veya keçi,manda boynuzundan yapılır.
Boynuzda ateşte ısıtılarak örs ve çekiçle bıçak sapı
haline getirilip ve daha sonra bu sap cila ile
parlatılarak çelikle birleştirilir ve bıçak tamamlanmış
olur.
Nalbantçılık:
Otomobillerin az, at arabaları ve kağnıların çok
olduğu dönemde nalbantçılık önemli meslekler arasında
sayılmakta idi. 30-40 yıl önceleri Yozgatlı ustaları
yaptığı nallar hayvanlara takılırdı. Ancak diğer
sanatlar gibi kaybolmaya başlayan bu meslekte de
Yozgat’ta bu gün iki usta bulunmaktadır. Nallar İstanbul
ve Zile’den hazır olarak getirilmektedir. Nal için
örs,çekiç,kerpeden ve atın tırnağını yontmak için
yonocak denilen aletlere ihtiyaç vardır. Atın tırnağı
yonacakla nala uygun hale getirilir ve nal çivilerle
tırnağa çakılır.
|